2026 FIFA Dünya Kupası'nda İngiltere, Hırvatistan'ı 4-2 mağlup ederek turnuvaya güçlü bir başlangıç yaptı. Dallas Stadyumu'nda oynanan karşılaşmada İngiliz taraftarlar, Thomas Tuchel yönetimindeki takımın sergilediği performanstan büyük sevinç duydu.
Teknik direktör Thomas Tuchel'in oyuncularına zihinsel olarak özgür olmaları ve Dünya Kupası'nın getirdiği baskıyı kucaklamaları yönündeki çağrısı, maçın hem olumlu hem de olumsuz yönlerinde kendini gösterdi. İngiltere'nin Hırvatistan karşısındaki ilk galibiyeti, heyecan verici hücum futbolu ile endişe verici savunma zaaflarını bir arada barındırıyordu.
Son yıllarda, hatta Euro 2024 finaline ulaşmasına ve dört yıl önceki Katar'daki Dünya Kupası'nda çeyrek finale kalmasına rağmen, İngiltere'nin maçlarını izlemek genellikle sıkıcı oluyordu. Sir Gareth Southgate'in önceki döneminde elde edilen başarılar, sonuçların çoğu zaman yöntemi haklı çıkardığını gösterse de, bu başarılar nadiren koltuk kenarına taşıyan bir tarzla elde edilmişti. Ancak bu maç farklıydı; sıkıcı olmaktan uzaktı.
Maç boyunca gözleri çevirmek mümkün olmadı. İlk yarıda Tuchel'in soğuk öfkesi, ikinci yarıda ise İngiltere'nin hücum baskısı dikkat çekti. Maç sonunda Tuchel'in, doksandaki bir TV yorumcusu olarak görev yapan vatandaşı J.K.'a sarıldığı görüldü. Bu, futbolun kenarda oynandığı bir mücadeleydi ve İngiltere taraftarlarının final düdüğü sonrası ve sonrasında verdikleri tepkiler, oyundan keyif aldıklarını gösteriyordu.
Ancak İngiltere'nin bu kadar zayıf savunma yapması durumunda, daha iyi rakiplere karşı ne olacağı ayrı bir soru işareti. Dallas'ta görülen savunma zaafları, özellikle ilk yarıda, Tuchel için ciddi bir endişe kaynağı olacaktır. Aston Villa savunmacısı E.K.'nın, Manchester City'den M.G.'nin yerine tercih edilmesi tartışma yarattı. Konsa, gösterdiği performansla ilk 11'deki yerini sağlamlaştırmak için yeterli bir kanıt sunamadı.
Kaptan H.K.'in iki kez öne geçmesine rağmen, Hırvatistan'ın tehlikeli oyuncularının geri dönmesine izin veren savunma hataları, Tuchel'in memnuniyetsizliğini açıkça gösteriyordu. Tuchel'in devre arasında yaptığı uyarıların, J.B.'ın Hırvatistan karşısında İngiltere'nin tekrar öne geçmesini sağlayan golünden sonra sergilenen üstün hücum performansının katalizörü olduğu düşünülüyor.
Hırvatistan, özellikle maçın ortasındaki bir bölümde yoğun bir İngiliz hücum baskısı altında kaldı ve bu baskı M.R.'un galibiyeti garantileyen golüne kadar sürdü. Bellingham, orta sahadan yaptığı etkili koşularla takımının dinamosu oldu. M.P.'i geride bıraktığı gol, maçın dönüm noktasıydı. İngiltere'nin ikinci yarıda daha fazla aciliyet ve niyetle oynaması, Tuchel'in sözlerinin etkisiyle gerçekleşti.
Madueke, maç boyunca etkiliydi ve erken bir penaltı kazandırdı. Kane'in penaltı vuruşu kurtarıldı, ancak kaleci D.L.'in çizgi ihlali nedeniyle penaltı tekrarlandı. Kane, ikinci penaltı fırsatını kaçırmadı. İngiltere'nin performansı kusursuz olmasa da, gelecekteki rakiplerinin hücum gücü karşısında tereddüt edecekleri aşikar. Ancak savunmadaki yetersizlikler, Tuchel'in bir çözüm bulamaması halinde, ateşle oynamak anlamına gelebilir.
Tuchel'in olumlu düşünce yapısı, İngiltere'nin 1966'dan bu yana ilk erkekler Dünya Kupası'nı kazanma hedefinden vazgeçmeyeceğini gösteriyor. Alman teknik adam, ilk günden beri 'forma üzerindeki ikinci yıldız'ı hedeflediğini belirtmişti. Hücum stratejisi, önceki teknik direktör Southgate'e yöneltilen muhafazakar yaklaşım eleştirilerinden uzaklaştığını gösteriyor.